Selçuk Özdağ’dan Suriye politikasıyla ilgili müthiş öngörü

Selçuk Özdağ’dan Suriye politikasıyla ilgili müthiş öngörü

Türkiye ve Rusya'nın, Suriye'de şiddeti sona erdirme ve siyasi görüşmeleri hızlandırmaya yönelik çabalarını destekleyen karar, Billeşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde oy birliğiyle kabul edildi. Kararın BM’de kabul edilmesi ve ateşkes sağlanması AK Parti Manisa Milletvekili ve FETÖ Darbe Girişimi Meclis Araştırma Komisyonu Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ’ın 5 ay önce enpolitik.com haber sitesine yazdığı köşe yazısını akıllara getirdi. Yazısında “Suriye İçin Politika Değişikliği Şart” diyen Özdağ’ın tespitleri ile bugün yaşananlar ise dikkat çekiyor ve birebir uyuyor…

SİYASET - 2017-01-02 10:46:27

Beş ay önce yazdığı, “Suriye İçin Politika Değişikliği Şart” yazısında Türkiye’nin adım adım kuşatılmak istendiğini ifade eden AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ’ın tespitlerinin Türkiye ve Rusya'nın, Suriye'de şiddeti sona erdirme ve siyasi görüşmeleri hızlandırmaya yönelik çabalarını destekleyen karar, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde oy birliğiyle kabul edilmesiyle ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha gösterdi.  Yazısında Ortadoğu’nun çatışma eksenleri egemen güçler ve taşeronları vasıtasıyla o bölgeye taşındığını kaydeden Özdağ, “Suriye’de ne dediysek ve beklediysek tersi oldu, her şey müttefiklerimiz! sayesinde aleyhimize gelişiyor. ABD, Türkiye gibi bir devlete güvenmek yerine bir terör örgütüne güveniyor. Ortadoğu politikasını PYD üzerinden yürütüyor. Rusya Suriye’ye çökmüş, durumdan vazife çıkarmaya çalışıyor. Arap baharı başladığında beklenti, Ortadoğu’ya demokrasinin gelmesiydi. Gitmesi istenen rejimlerden daha kötüsü geldi. Suriye de Irak da Mısır da Libya da bir kaç yıl önceyi mumla arıyorlar” demişti.

“Başkasının tahriki ile sokağa çıkmanın sonucu herkes için hüsran oldu” diyen Özdağ, en büyük hayal kırıklığını ise Türkiye’nin yaşadığını kaydederek, “Eğri oturup doğru konuşmak lazım. Türkiye’nin sınırlarında olan gelişmelere kayıtsız kalması düşünülemezdi. Suriye ile ilgilenmek doğru, hayat meselesi haline getirmek ne kadar doğruydu?” uyarısında bulunmuştu.

5 ay önceki yazısında Suriye politikasında değişimin şart olduğunu savunan AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ ifadelerine şöyle devam etmişti; “Şimdi bu durum bizi de tehdit ediyor. Siyaset esnek olmayı gerektiren bir iş. Dış politika ise daha çok esneklik ister. Sonuç alınmayan bir siyasetin değiştirilmesi yenilgi değil, rasyonel davranmaktır. Mevcut politikada ısrarın daha büyük bedellere sebep olacağı açıktır. Türkiye’nin menfaati Suriye’nin bütünlüğündedir. Esat’ın zayıflaması yeni iktidar alanları ortaya çıkardı. IŞİD, PYD, Kantonlar merkezi otoritenin ortadan kalkmasının neticesidir. Suriye’deki bölünme daha hukuki bir zemine oturtulmadı. Esat bu haliyle kalırsa Kantonlaşmaya, mezhep eksenli bölünmeye evet demek zorunda kalacak. Güçlenirse Suriye’nin bütünlüğünü yeniden sağlaması mümkün olabilir fakat demokratik bir Suriye inşa edebilir mi? Bu da muamma. Doğrusu Esatsız demokratik Suriye’dir. Mevcut durum hukuki bir zemine bağlanmadan, ABD, Rusya ikilisinin hazırlamakta olduğu yeni Suriye Anayasası devreye sokulmadan Türkiye politika değişikliğine gitmek zorundadır. Şu soruyu herkesin kendine sorması lazım, Türkiye için bütün bir Suriye mi daha tehlikelidir. Mezhep ve etnik eksende bölünmüş bir Suriye mi? Türkiye’nin toprak bütünlüğünü PYD/PKK ikilisi mi tehdit ediyor, yoksa Rusya ve hempaları mı? Rusya ile ilişkilerimizin gergin olması da bugün bir başka tehdittir. Özüre mözüre gerek yok, bu gerginlik iki ülkenin itibarı korunarak çözülmelidir.

“Pilotlarımızın sınır ihlali yapan Rus uçağını düşürmesi doğruydu. Rusya iki pilotu için neredeyse savaş ilan edecekken Türkiye askerine sahip çıkmamazlık edemez. Bu işin çözümü pardon filan demek değildir. Ama düşen uçağın üzerinde tepinmek de değildir. Rusya bugün bunu yapıyor” diyen Özdağ, “Akılla, tansiyon düşürücü bir üslupla, haklılığımızı gösteren verilerle, iki tarafın menfaatlerine vurgu yapan bir diplomasi ile bu gerginlik giderilmelidir. Almanya’nın soykırım kararı da her koldan kuşatmanın bir başka görüntüsüdür. Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı bir ülkenin -Türk dostluğunu-hiçe saymasını iyi düşünmeliyiz. Herkes düşmanımızdır söylemi ile uluslararası ilişkiler yürütülmez. Biz Müslüman onlar Hıristiyan gerekçesi hiç bir şeyi açıklamaz.

Daha önce de Müslümandık, yeni Müslüman olmadık, ama Almanya’nın tavrı yeni. Niçin dün değil de bugün? Bize düşen bu sorunun peşine düşmektir. Suriye’de, Irak’ta hatta AB nezdinde abandone etmeye çalışıyorlar, dikkatimizi bunlar üzerine teksif etmemiz elzemdir. Dış politikada en tehlikeli durum şaşkınlık içinde kalmak yeni politikalar üretememektir. Her saniyenin aleyhimize işlediği şu dönemde çabukluk, yeni duruma uygun politikalar üretmek şarttır. Beş yıl önceki Suriye’den farklı durumdayız, beş yıl önce karşımızda sadece Esat vardı, bugün ABD, Rusya kısacası bütün dünya var” ifadesinde bulunmuştu.

Bunu görmezseniz ne olduğunu gördüğünüzde iş işten geçmiş olabilir. Ve bu kayıp Suriye politikası ile sınırlı kalmaz. Bütün dikkatimizi güvenlik, ekonomi ve dış politikaya çevirmek en büyük görev ve sorumluluğumuz olmalıdır.

DİĞER HABERLER